15 Nisan 2012 Pazar

Sunday rainy sunday

Cumartesi sahil ve Cadde yürüyüşü yapmak üzere çıktık dışarı, 5-10 dakika sonra yağmur başladı. E normel. İstanbul havası bugünlerde hem güneş gözlüğü hem de şemsiye taşımayı gerektiriyor. Gözlükleri çıkardık, şemsiyeyi açtık. Romantik yürüyüşümüze sahilden bir de köpek takıldı. 

Hayvancağız çimlerde yatıyordu yumoş yumoş, rahatını bozup "Muck muck" demem neticesinde önce kulakları sonra kendi dikildi ayağa ve takıldı peşimize. Işıklarda kırmızı yanarken geçmeye kalktı, eziliyordu, korna çalan arabalara sinirlenip havladı; "Gel gel" dedik, yol ortasından yanımıza geri geldi, ışıklarda bekledi; hep birlikte yeşilde geçtik. Pek de söz dinliyordu.

Caddeye çıktık beraber, yürüdü yürüdü... Kahve molası verdiğimiz yerde biz kahve içerken kapıda bekledi dakikalarca. Çıkışta "Pet shop bulup mama alalım" derken yok oldu ortadan. Altta, kendisi yağmurun altında kahve içtiğimiz yerin kapısı önünde bizi beklerken...


Bu sabah da telefon mesajının sesiyle uyandık. Beyin arkadaşlarından biri bebek bekliyordu, Defne bebek dünyaya gelmiş bu sabah. Hoş gelmiş; dilerim sağlıklı, mutlu ve sevgi dolu bir ömrü olur...

Tam zamanında geldi mesaj, zira tam o sırada rüyamda birileri beni usturayla doğruyordu. Dün caddede beni tırmalayan tekirle, The Lovely Bones birbirine karıştı, kabus oldu... Kudurmasam bari.

2 yorum:

  1. kıyamam yaa :) bunlar hep böyle... biz de ne zaman bir tanesini sevsek evin kapısına kadar geçiriyorlar ^_^ geç saatte yalnız yürüyorsam ekstra hoşuma gidiyor (:
    ehehehe :) film ve kedi birleşimi şahane olmuş :)))

    YanıtlaSil
  2. mama alsaydık da tok ayrılsaydı peşimizden, vicdan azabı çektik sonra...
    kabus kısmı pek hoş değildi lakin, lime lime oluyordum valla!

    YanıtlaSil