30 Temmuz 2012 Pazartesi

You Know I'm No Good

Amy'nin ardından söylüyor Arctic Monkeys...

Reklamda buldum, kulağıma koydum

Joy Division şarkısı, Moby yorumuyla... BMW reklamında çekti dikkatimizi.



Cover'ından sonra işte orijinali.

Ev yapımı

Yine bir Fermina Daza dürtmesiyle, evinde ekmek yapanlar arasına katıldım ben de. Diyor ki İstanbul'a gelmeden önce "Sana bir şey aldım, önce beraber yapacağız, sonra sen kendin yapacaksın" Bilmece gibin... İnsanın aklına türlü şey geliyor. Ne ola ki acep? Kargoyla geldi sonunda makine.

Kendisi burdayken festival, Caddebostan sahil vs sürttüğümüzden, beraber yapamadık ekmeği. Ama makineyi aldığı yetmezmiş gibi, unla mayasını bile aldı. Teşekkür ediyorum buradan da.

Bu hafta sonu annem buradaydı. Onunla beraber giriştik ekmek işine. Çavdar unu, maya, yağ, tuz... Çavdar ekmeği yaptık, bir ara ben kapağı açıp cevizler filan attım içine. Deneme için minik boyu seçtik. 2 saat 50 dakika sonra aldığımız sonuç pek güzel oldu. Annem çavdar ununu beyaz un ile karıştırırsam daha çok kabaracağını söyledi. Ama ben kara ekmek seviyorum.

Lakin ekmek yememeye çalışıyorduk, bu çalışma nedeniyle nefis ekmeklere dayanamayıp büyüyecek göbeklerimize Fermina Daza'nın ismini yazmaya karar verdik. Belki hafta sonları he? Akşamdan kurup makineyi, sabah sıcak ekmek yemek... Oh!

Obi beyfendi, balkondaki fesleğenlerimi bitirmezse bir dahakine fesleğenli ve kekikli deneyeyim diyorum.

Postcrossing

Postcrossing'e üye oldum Fermina Daza dürtmesiyle. İlk talihlim 16 yaşında bi kız. Belarus'tan. Üşenmezsem yazacağım kartını. Zaten varması yılbaşını bulur herhalde.

Şu alttaki kartı pek beğendim. Bana da böyle güzel şeyler gelir belki, kim bilir. Ben de güzel kartlar bulup yollayayım :)

Güzel koltuk

Beğendim.

Rengarenk

Unutmak ya da unutmamak

İşte bütün mesele bu!


Eskiye takılıp kalmamak...
Geçmişin içerde bıraktığı çamurlardan kurtulmak...
Varsa eğer çekilen/çektirilen acılardan ders almak...
Suçu başkalarına atıp temizlendiğini sanmamak...
En önemlisi, başkalarının acılarından mutlu olmamak...
Geçmişi kirletmemek, hayata temiz bir sayfadan başlamayı bilmek gerek.

Banyo keyfi

Buz dolu küvetler genelde organ mafyasını hatırlatır ama şu alttaki küvet serin suyla dolu olsa, içine uzanıp kitap okunsa, arada çay yudumlansa... fena mı olur? (O klozetin üstündeki cep telefonu olmamış ama. Bir de mumlara dikkat, yanık tüy kokmasın etraf)


Feelings change

29 Temmuz 2012 Pazar

Rulo kedi

Hava feci. Yapış yapış sıcak. Oğlanlar saatlerdir yerde baygın yatıyor. Vantilatörler üfürdükçe üfürüyor. Pencereler-balkon kapıları hepsi açık. Bir de buzdolabının kapısı sürekli açılıyor. Soğuk su içmek ya da dondurma aşırmak için... 

Havada nemle beraber asılı kalan bir ağırlık. İşte yazın nefret edilesi yüzü artı gazete ekleriyle dolu pazar rehaveti.

Bu sıcakta tahayyül edemesem de, kışı ve kalorifere yapışan oğlanları düşününce şu aşağıdaki pek hoş bir tasarım. Yalın ve mantıklı.

Gallery of Lost Art

Gazetelerde her zaman korkunç, üzücü haberler olmuyor. Mesela Londra'daki Tate Müzesi'nin medya departmanının, Channel Four'un katkılarıyla hazırladığı yeni sanal sanat projesi olan Kayıp Sanat Müzesi (Gallery of Lost Art). Bence süper bir proje. 

Müze, son yüzyılın çalınma, yanma, imha, saldırıya uğrama ve terk edilme nedeniyle kaybolmuş önemli sanat eserlerini sergiliyor. Sanal müzenin kendisi de 12 ay açık kaldıktan sonra içindeki eserler gibi yok olacak.

İçindeki eserler yok/kayıp olma türlerine göre sınıflandırılmış. Hikayeleri de anlatılmış. Kamu ya da özel mülkiyette kaybolmalarına bakılmaksızın hepsine yer verilmiş. Kesinlikle iyi fikir. 



Kayıp eserler arasında hayli meşhurlar da var. Örneğin Frida Kahlo'nun Yaralı Masa'sı (1940), Marcel Duchkamp'ın Çeşme'si (1917) vb... Artık sadece kitaplarda kaldılar. Ya da fotoğrafları müzelerde.


Türkiye'de benzer bir proje yapılsa, çok acıklı sonuçlar çıkacağına eminim. Sonuçta Topkapı Sarayı'ndaki bir tahtı, çekyat gibi yağmurda mühim insan lojmanına taşıtmış bir milletiz.


Konuyla ilgili haber için buradan buyrun. 

Sitenin kendisi için de buraya buyrun.