14 Nisan 2014 Pazartesi

Mini mini mimler, güzel şeyler

Haftaya tıkalı trafikte başlamak şahaneymiş yahu. İstanbul'u sis basmış efenim, dolayısıyla deniz ulaşımı yok ve herkes zaten kilit olan kara yoluna hücum etmiş. Her yer adım adım. Nefis. Neyse, kahvaltımı edince biraz sakinleştim, geçti huysuzluğum :) Arkadaşımın çektiği fotoğraftan görüleceği üzere, İstanbul Boğazı bu sabah böyle.


Ceren'in güzel şeyler mimini geç fark ettim, özür dilerim ve mimlediği için de teşekkür ederim. Konusu içimi ferahlattı. Sayesinde güzel yeni insanlar tanımak da cabası. Hayatta güzel şeyler de oluyor diye düşünmek iyi geliyor insana arada. Bahar geldi, sonracığıma hafta sonu ne zamandır ilk kez uyuyabildim, bunun ne kadar büyük bir mutluluk olduğunu unutmuşum mesela. Kıymetini bilmek lazımmış. Öyle alelade bir şeymiş gibi küçümsememeliymiş insan.

Bu sabaha karşı babamı gördüm rüyamda. Ben işten kaytarıp bir çikolata dükkanına gidiyordum, böyle tepsi içinde sıra sıra sıcak çikolatalar, renkli çikolatalar ikram ediyorlardı. Sonra babam muzip bir şekilde uzatıyordu kapıdan kafasını, "Aa, baba! Gel, bak sen de seversin!" diyordum ona ve ağzımız burnumuz batana kadar çikolata yiyip içiyorduk. Güzeldi...

Mim şu şekilde yayılıyor: Buraya mimi kimden aldığımızı yazıyor (ki benim için Ceren), link veriyoruz ve sonra son zamanlarda duyduğumuz "güzel bir şey"i ekliyoruz. En sona da bu mimi kimlere göndereceksek, onları yazıyor ve link veriyoruz. Bu ka...

Benim bu aralar aldığım güzel haberlerden biri, bir İtalyan'la ilgili. Adı Antonio La Cava, emekli bir öğretmen. "Bibliomotocarro" ya da mobil kütüphane adını verdiği kitapla dolu triportörüyle ülke ülke gezip çocukları kitap okumaya özendirmeye çalışıyormuş. Nefis gezici kütüphane. Ben küçükken böyle otobüsler vardı kütüphane olarak çalışan, İzmir'de 80'lerin sonunda denk gelmiştim en azından; onlara benziyor.

Okuma yazma bilmemenin büyük eksiklik olduğunu düşünen La Cava, böyle bir emeklilik düşü yaratmış kendine. Çok takdire şayan. Böyle insanların varlığı, yaptıkları minik ve kişisel bir çaba da olsa insanı mutlu ediyor. Eşekli kütüphaneciyi bilir misiniz, onu anımsattı bana. Bir de Jose Mujica var ki, kendisiyle ilgili her haber insanlığa karşı inancımı yükseltiyor yemin ederim. Keşke bizim başkanımız olsa...


Bir-iki mühim ve güzel haber daha var ama onlar için biraz zaman lazım, şimdiden yazamıyorum... Of, böyle de çok gizemli gibi oldu ama valla değil. Bu mimi bitireyim, söz, Yol Şarkıları'nınkini de yazacağım.

Mime buyur ettiklerim, içinizden gelirse yazın.

Elif 

Güzel bir şey bulup yazmak zor gibi, ben de epey düşündüm ama iyi geliyor insana. Yazdıkça büyür, büyüdükçe iyi gelir, sise değil de erguvana boğulmuş Boğaz gibi olur. Valla.

4 yorum:

  1. Ellerine sağlık, hem de bir değil iki güzel şey yazmışsın, resmen katlanarak çoğaldı bile sevgili Verba! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin de ellerine sağlık, ne güzel bir mim yapıp yaymışsın... Teşekkür ederim tekrar, demek katlanarak çoğaldı, oh oh! Maya'yı öpüyor, sevgiler yolluyorum baharlı erguvanlı İstanbul'dan :)

      Sil
  2. Blogunu çok beğendim seni takibe aldım
    Bende bloguma beklerim
    Sevgiler,
    http://hayatimakyajla.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil