tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2012 Pazartesi

Dreams

Denizden yeni çıkmışım. Böyle üstüm başım biraz tuzlu. Kaşım kirpiğim filan. Güneş ve deniz iyi gelmiş ama. Sonra eve (hemen şurdaki canııım) gelip satsuma begonvilli cin tonik hazırlamışım.

Amaan tamam, artizliğin lüzumu yok; içine taze nane yaprağı düşürülmüş buz gibi bir limonata da olur. Duş yaptıktan sonra da uçuş efil elbisem ve elimde kitabımla, rüzgarda sallanan şu hamağa uzanmışım... (İyiyim böyle, uyandırmayın...)

Tatiiil

Kapıma şöyle bir yazı asıp tüymek, gitmek, uzaklara kaçmak istiyorum.

"Yüzmeye gittim gelicem"

19 Ağustos 2011 Cuma

Yihuuu!

Sonundaaaa tatil zamanıııı, geldiiiii!

İşten-güçten kafayı sıyırmak üzereyken, "Üf, bitse de gitsek" derken, takvime bakıp dururken ilaç gibi geldi hem de.

Dinleniriz, evimizle uğraşırız, arkadaşlarımızla görüşürüz, kalan davetiyeleri dağıtırız, bir yerlere gider gezer yüzeriz, olmadı sırtüstü yatar film izleriz... 

Oh be :) 2 hafta kepenk kapatabilmek ne saadet yahu! İple çekiyorduk kendisini!

26 Temmuz 2011 Salı

En sıcak hafta kutlu, mutlu olsun

Sabahları yataktan kalkmakta zorlanıyorum bu sıcaklarda. Kediler bir yandan, sevgilim bir yandan, uyandırmak için epeyce debelenmek zorunda kalıyorlar. Çook sıcak. Bu sıcakta işe gidilir mi? Gidilmemeli. Sırayı bozma: Kalk, duş al, giyin, çık... Oğlanlar bu sıcakta yanımızda uyumak için ısrar etmese, daha kolay olacak hayat. Olm hem çok sıcaksınız, hem de çok tüylüsünüz be!

Hafta sonu sevgilinin ailesini ziyaretten, nevalelerle döndük. Hepsi güzeldi ama en güzeli, ağaçtan toplanmış koca bir torba dolusu  kocaman erikti. Evde yiyoruz, bir kısmını da ofise dağıttım. Yine diyorum, bu sıcaklarda meyveden başka bir şey yenmez. Karpuz-peynir, kavun-peynir, şeftali-peynir, erik-peynir... Peynirle her türlü kombinasyona varım.

Keten elbise giydim, içine astar (nam-ı diğer jüpon) giymeyi unutmuşum. Amaan... Çift katla uğraşılmaz. Bu hafta en sıcak haftaymış, erimeye 1 adım kala... Neyse ki yeni evimiz çok balkonlu, pek esintili. Az kaldı. Sabır...

Fermina Daza'nın aparttığı siteden aparttığım şu elbiseyi beğendim, efil efil şeylere bayılırım. New York, Milano filan çok havalı yahuuu!



Hmm, alttaki de havalıymış.



Şimdi diyorum, bir hamakta olsam; elimde de buz gibi bir limonata olsa. İçinde de bir yaprak nane ya da Beppe'nin yaptığı gibi buz içinde böğürtlen. Böyle dalgaların sesi tatlı tatlı kulağıma gelse... Azıcık sallansam hamakta, sonra kalkıp denize girsem. Serin serin...Yüzsem yüzsem, sonra kitabımı alsam elime... Böyle sakin bir yer olsa; "Osmaaaaan" diye kocasına bağıran şişman teyzeler, "Anneeaaa" diye çığıran şımarık veletler, "Mısııııırrrr, suuuuuuuu" diye yırtınan amcalar da olmasa misal ortalıkta.

Sonracıma "biiiiç" rezilliği, son ses Serdar Ortaç, Demet Akalın vs hönkürmeleri, etrafta birbirinin üstüne basan insanlar, denizinde kulaç atacak yer olmayan kumsallar da olmasa... İşte bunların olmadığı, böyle sakin bir yer buldum. Arkadaş tavsiye etti, internetten de baktım; dedim, buraya gitmeliyiz. Huzur... Sakin, sessiz, denizi güzel, havası temiz... Tam kafa dinlemelik, dinlenmelik bir yer. Bakalım, bir aksilik çıkmazsa...

Veee bugün abimin doğumgünü. Hediyesi yola çıktı bile. Kendisine buradan da çok ama çok mutlu, sağlıklı ve neşeli yıllar diliyor; sımsıkı sarılıyor ve de çilli yanacıklarından öpüyorum.

İyi ki doğdun, iyi ki varsın canım kuzum! Hep en zor anımda yanımda olan, ne zaman sıkışsam yardımıma koşan, "kardeşim!" diye sık sık arayıp soran aslan yürekli şövalyem; birlikte nice güzel yıllara :)