Robinson Crusoe 389, en sevdiğim kitabevlerinden biri. Hatta en sevdiğimdir. Kapısından içeri girince başka bir dünyaya girmiş gibi olurum. Bir sürü, envai çeşit yerli-yabancı kitap, dergi, defter, kartpostal bulursunuz; çalışanları gayet bilgili, ilgili ama dolanırken sizi rahatsız etmeyen nazik insanlardır. Bulamadığınız bir kitap olduğunda söylersiniz, arayıp haber verirler ve getirirler de. Beyoğlu'nun simgelerindendir burası. Her gittiğimde mutlaka uğrarım. Bir kitap arıyor ve bulamıyorsam, bilirim ki burada bulma şansım vardır. Kitap almak aklımda olmasa bile, girer mutlaka bi dolanırım.
Kitapçı kılığındaki birçok zırva yerin (bunlardan biri de, indirime soktuğu kitapların indirimini kasada kabul etmeyen ve zinhar itirazınızı dinlemeyen, müşteri memnuniyetinden bihaber -bence kitapçı filan olmayan- D & R'dır) yanında, kitaba kıymet veren Robinson hemen ayrışır.
Gazetede okuduğum
haber, bu yüzden
korkuyla yerimden sıçrattı
sabah sabah. Robinson Crusoe 389, maddi zorluklar nedeniyle kapanma tehlikesi yaşıyormuş. Sahipleri yaptıkları açıklamada şöyle demişler -ki sonuna kadar katılıyorum:
"Robinson Crusoe 389, 19 yıl boyunca emeğe dayalı bir vakıf gibi çalıştı. Belki de ‘Kültür varlığı nedir?' sorusunun –tıpkı Markiz
gibi ya da Emek Sineması gibi– yitirildiğinde farkına varılacak
karşılıklarından biri oldu. Artık sadece ortakların sahipliğiyle
açıklanamaz bir kuruma dönüştü."
Sevdiğimiz şeylerin kıymetini ne yazık ki pek bilmiyoruz. Belki sevdiğimizi bile fark etmiyoruz. Ama hayatımızdan yok olup gittiklerinde eksikliklerini fark ediyoruz. İnsanlar için olduğu gibi mekanlar için de bu böyle. Sevdiğimiz kitapçı, sinema, pastane, meyhane... bizim için anılarla dolu bu yerler, hayatımızdaki canlı varlıklar kadar önemli. O yüzden varlıklarını sürdürmeleri, nefes alıp vermeleri ve hayatımızda kalmaları için mücadele gerek.
Ne yazık ki İnci Pastanesi, Markiz Pastanesi, Emek Sineması artık hayatımızda değil. Beyoğlu'nda birçok sinema kapandı. Her taraf çirkin mağazalarla doldu. Daha çok festival zamanı gittiğim Emek'te film izleyemeyeceğim artık, İnci'de Uludağ pastası yiyemeyeceğim. Ya da Markiz'de keman çalan ablalar eşliğinde pasta yeme zevkini tadamayacağız bundan böyle...
İstiklal Caddesi'nin çorapçı-doncu dolmasından rahatsızım. Hoşlanmıyorum bu pespaye, hoyrat ve zevksiz dönüşümden. O yüzden belki Robinson'u kurtarabiliriz. Bir umut devam etmesini sağlayabiliriz. Direnmesi için bir omuz da biz verebiliriz. Kitap alacaksanız, yolunuzu buraya düşürün. İnanın, pişman olmayacaksınız. RobKart çıkartmışlar, miktarını siz belirliyorsunuz (min 50 TL olmak üzere) ve bu kartlardan alıp alışverişinizi bunlarla yapabiliyorsunuz. Önce ödüyor sonra alıyorsunuz ve bir kitabevini kurtarmaya destek oluyorsunuz.
AVM'lerdeki kitapçılar daha kolayınıza geliyor belki ama kitaba kıymet veren biriyseniz, o kitaplara ulaşmamızı sağlayan mekanlara da kıymet vermenin zamanıdır. Değmez mi?
Kendi sitelerinde yazdıkları gibi:
"
Beyoğlu'nda son yıllarda yaratılan ve acımasızca sürdürülen inşaat
ortamının olumsuzluklarına karşın kiralar ve diğer giderler artmaya
devam etti. Gelinen noktada baş gösteren nakit sıkıntısını atlatabilmek
amacıyla 'önce öde sonra al' adıyla bir kitap kampanyası başlatıldı.
Bunun için 500 ve 1000 liralık ya da bunların dışında tutarını –50
liradan az olmamak koşuluyla– kart sahibinin kendi belirleyebileceği
RobKart'lar hazırlandı. RobKart kullanarak, sadece kitap değil bir
kültür varlığının geleceğinin de korumanız altına gireceğini hatırlatmak
isteriz."
Robinson Crusoe 389
 |
| Benim kartım geldi bile :) |
İstiklal Cad. Tomtom Mah.
No: 195, 34433 Istanbul